21.04.2017

MİRAÇ KANDİLİ

 

MİRAÇ KANDİLİ

23 Nisan 2017 Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gece, mübarek Miraç Kandilini idrak etmenin sevinç ve mutluluğunu yaşayacağız inşallah. Bu ulvi kandilin gönül dünyamızı aydınlatmasını, yüreklerimize ebedi bir diriliş; milletimize, İslam ümmetine ve tüm insanlığa iyilik, huzur ve mutluluk getirmesini diliyor, bütün müminlerin bu kutlu gecesini tebrik ediyorum.

İsrâ ve Miraç, manevî bir yolculuktur. Bu kutlu yolculuk; İsrâ suresinin ilk ayetlerinde “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir” şeklinde dile getirilerek, içinde pek çok ilahî hikmet ve bereketi barındırmaktadır. Peygamber Efendimiz (sav) insanlığı İslâm’a davet sürecinin en zor yıllarında bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya, oradan da zaman ve mekânın sahibi Yüce Mevla’nın sonsuz ayet ve kudretini müşahede etmek için semaya bir yolculuk yapmış, Allah’a yükselişten sonra yeryüzüne, insanların arasına dönmüş; adalet, merhamet, güven ve sevginin kılavuzu, öncüsü, rehberi olarak bize sonsuz kurtuluşun yolunu açmaya devam etmiştir.

Miraç kandili, bizlere her şeyden önce yükselme yollarının yegâne sahibinin Allah olduğunun bilincine varabilmemizi hatırlatır. Miraç, bir arınma ve yükseliştir. Beşerîlikten insanlığa yükseliştir. İnsanın kendi semasına yani kalbine ve iç dünyasına doğru yapması gereken bu yükseliş Allah’ın razı olacağı bir hayatı yaşamaya çalışıp, heva ve hevesten, hırs ve intikam duygularından, öfke ve gazaptan, kibir ve gururdan vazgeçerek mümkün olacaktır.

Miraç, her bir Müslüman için manevi bir terfi, Yüce Rabbimizle selamlaşma, O’nun katında yücelme ve yükselme; bu vesile ile yüksek insani sorumluluklar üstlenmek demektir. Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz (sas), miraçtan müminlerin miracı dediği namaz ve istikametini imana çeviren herkesin, sonunda cennete gireceği hediyeleri ile dönmüştür. Bu hediyeler aslında İslâm’ın gayesini sembolize etmektedir. Namaz ile günde beş kez Rabbinin huzurunda durarak bireysel yükselişini yakalayan mümin, Rabbimizin bizlere hatırlattığı yüksek sorumluluk sınırlarını ve ufuklarını görür. Böylece bir müjde ve hediye olarak sunulan imanın evrenselliği, yüceliği, kuşatıcılığı, ebedîliği ile mümin, iman istikametinde olduğu sürece cenneti kazanacağını bilir.

Miraç, sadık ve samimi bir iman, ibadet ve taat, ihlas ve takva, güzel huy ve ahlâk, hayır ve hasenat, hak ve hakikat, doğruluk ve güven, adalet ve sevgi, merhamet ve şefkat, dostluk ve kardeşlik, sabır ve sebat, fedakârlık ve cömertlik, yardımlaşma ve dayanışma gibi fazilet ve erdemler ile yükselmektir.

Miracın manevi anlamalarına odaklanarak Hz. Peygamberin yaşadığı bu büyük tecrübeden dersler çıkarıp ve insanlığın izzet ve itibar arayışını yeniden sorgulayarak insanlığın gelişme, ilerleme ve yükselme kıstaslarını yeniden gözden geçirmek zorundayız. Dünyaya bağlanma, bireycilik, bencillik, güvensizlik, hayatın esas anlamlarına karşı kayıtsız kalma sonuçta yeryüzünün fesadına yol açacak bir insan yetiştirme düzenini sorgulamayı gerekli kılmaktadır. Esasen her Müslümanın şartsız bir teslimiyetle eda ettiği beş vakit namaz gerçekte her daim Allah’ın adını yüceltme, onu anma ve hayatın merkezine yerleştirmek gibi anlamlar taşımaktadır. Müslümanların birer Miraç ikramı olarak gördükleri namaz böylece gerekli teslimiyet ile eda edildiğinde dünya ve ahret dengesinin biri lehinde diğerini ihmal ederek gerçekleştirilmesine imkân ve ihtimal bulunmamaktadır. Müslümanın korku ve ümit içindeki arayışı uçurumun kenarındaki insanlık için her zaman umut olacaktır. Dünyanın gidişatına dikkat kesilmek, insanlığın hissedilir düzeyde maneviyat kaybına maruz kalmasına sebep olan fitnelere karşı uyarılmasına birer vesile olan Kur’an-ı Kerim’in apaçık ve duru mesajlarına kulak kesilmek gerekir. Rabbimizi unutmaya yol açan hile ve desiselere karşı Kur’an-ı Kerim’le yenilenmek, namazla dirilmek ve insanlık için hayırlı ümmet müjdesine layık olmak gerekir. Miraç, bütün bu hususları bize hatırlatan yönleriyle her birimiz için bir rahmet ve mağfiret vesilesidir. Bizler her yıl gelen miraçla önce inancımızı, sonra bağlılığımızı, samimiyetimizi, amellerimizi yenileriz. Riyaya, kibre, samimiyetsizliğe, ikiyüzlülüğe karşı dindarlığımızı gözden geçiririz. Aile bağlarımızı, anne ve babamızla, yavrularımızla ilişkilerimizi, komşularımızla olan bağlarımızı yenileriz. Miraç, malımızı-mülkümüzü, paramızı-pulumuzu, servetimizi, maddî gücümüzü ruhumuzun yükselişi yolunda gözden geçirmemizi sağlar. Sevgililer Sevgilisiyle, Dostlar Dostuyla aramıza giren engelleri silkeleme imkânı verir bize.

Bizler de Sevgili Peygamberimizin (sav) miracından ilham alarak bireyin, toplumun ve topyekûn bütün insanlığın yükselişi üzerinde yeniden düşünmek durumundayız. Modern zamanlarda insanlığın içine düştüğü manevî sorunların üstesinden gelinmesinde, insanlığı Sevgili Peygamberimizin (sav) yüksek değerlere nasıl kavuşturduğunu bilmeye; getirdiği değerlerin insanlığın süflî bir hayattan ulvî bir hayata yükselişi için nasıl bir miraç vazifesi gördüğünü anlamaya ihtiyaç vardır.

Bu kutlu gecenin yüzü suyu hürmetine Rabbimizin incinmiş kalplerimizi te’lif ederek birleştirmesini diliyoruz. Rabbimiz bizlere merhamet eylesin. Bizi birbirimize düşürmek isteyen, kuvvetimizi parçalamak, dayanışma ruhumuzu zayıflatmak, yuvamızı dağıtmak isteyen her türlü fitne ve fesattan bizleri muhafaza eylesin. Muhabbetimize, birliğimize, kardeşliğimize gölge düşüren her türlü şiddetten, nifaktan, tefrikadan, şeytandan bizleri muhafaza eylesin.

Bu duygu ve düşüncelerle bütün hemşehrilerimizin mübarek Miraç Kandilini tebrik ediyor; bu gecenin milletimizin, İslâm dünyasının ve tüm insanlığın yüksek değerlerle miracına; huzur ve mutluluğuna; özellikle yakın coğrafyamızdaki Müslüman kardeşlerimizin içinden geçmekte olduğu zorlu süreçten bir an evvel kurtularak hem maddî hem de manevî açıdan yeniden yükselmesine vesile olmasını Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum.

Dursun Ali COŞKUN

Mersin İl Müftüsü